
"Tarih,
5 Mayıs
2006. Alparslan Arslan adında bir avukat ve arkadaşları tarafından
Cumhuriyet
gazetesine el bombası atıldı. Sebep, türbana ilişkin bir
karikatürdü. Bu bomba patlamadı.



“Savunmalarınızı kısa sürede bitirin, adalet yerini bulacak. Hem, Silivri’de çok değerli hâkimler de var.” Henüz Balyoz davası savunmalar aşamasında... Genelkurmay Başkanı Necdet Özel, Ekim 2011’de Hasdal’ı ziyaret ediyor; bazı general ve amirallere bu sözleri söylediğini, Semih Çetin Bir İhanetin Öyküsü’nde naklediyor. Savunmalar bitince tahliyeler olacağı umudu tavana vuruyor. Öyle ya “koskoca Gn. Kr. Başkanı böyle demişse mutlaka bir bildiği vardır.”
Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu kitapları Gündemin şairleri Kültür Servisi- Yılmaz Erdoğan'ın şu sıralar gösterimde olan filmi " Kelebeğin Rüyası ", genç yaşta veremden ölen Zonguldaklı şairler Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu'yu yeniden hatırlamak, onları tanımayanları şiirleriyle buluşturmak için iyi bir fırsat. Uslu'nun şimdiye kadar yayımlanmış tek şiir kitabı olan " Şimdilik ", Yapı Kredi Yayınları tarafından tekrar basılarak okurla buluşuyor. 1946'da henüz 24 yaşındayken veremden ölen Uslu'nun kitabının bu yeni baskısında dergilerde yayımlanan şiirleri ve yazıları da yer alıyor. Ayrıca Rüştü Onur'un mektuplarının, şiirlerinin ve resimlerinin ilk kez bir araya geldiği, Yılmaz Erdoğan'ın da önsözüyle katkıda bulunduğu " Rüştü Onur: Mektubun Avcumda " isimli kitap da KAYNAK YAYINLARI tarafından yayına hazırlandı. Cumhuriyet Kitapları'ndan çıkan İrfan Yalçın ın " İlkyaz Ölümleri " isimli kitabı ise Onur ve Uslu'nun yanı sıra, yine veremden ölen dönemin bir diğer Zonguldaklı yazarı Kemal Uluser'in yaşamlarını belgesel roman türünde anlatıyor.
El yakan bir ateş gibi, Balyoz mahkûmu Tümamiral Semih Çetin’in “Bir İhanetin Öyküsü- Hasdal’da Bir Amiral” kitabı. Bu dava üzerine sıfır bilgisi olanların, Deniz Kuvvetleri’ne ve bu bağlamda en parlak subayları tasfiye etmek amacıyla kurulan büyük tuzağı net, berrak bir dille izliyorsunuz.. Semih Çetin, kişisel Balyoz süreci içine sizi çekiyor, öyküsü içindeki dramatik olaylarla yüzleştiriyor..
Sanata, resme, tiyatroya, müziğe âşıktır. Esas beslenmeyi, kitaplar dışında sanat yoluyla gerçekleştireceğini bilir. Piramid Sanat'ta beraber izlediğimiz sanat filmleri hakkında ne kadar samimi, ilgili, dikkatli sorular sorduğunu biliyorum. Urfalı ağabeyimizin, ne de olsa kökeninde Halkevleri ve Köy Enstitüleri görmüşlük var. İliğine kadar inandığı Kemalist devrimin temelinde kültür olduğunu bilen bir gerçek aydındır kendisi. 84 yaşındaki delikanlımız, siyaset arenasında sorumlu yurtsever tavrının dışında, aile bağlarının kutsallığından, sanattan, hoş sohbetten, güzel kadınlardan çok iyi anlar. Ama bunlardan da daha önemli bir meziyeti var: O toplumda yükselen değer kötülüğün aksine, çok "iyi" bir insan. Bir Profesör Doktor, bir eğitimci olarak zaten topluma büyük hizmetleri var. Ama dediğim farklı bir şey. Yani muhtaçlara yardıma hazır olmak, insanları mutlu etmek, arkadaşlarına karşı dürüst ve uzun soluklu olmak, kendisinin varoluş tarzı. Kas Hastalıkları Derneği'ni kurarak onu büyük özverilerle canlı tutan, zor günler geçiren insanlara destek elini uzatan yine kendisi. Bunları yaparken çevreden, devletten, belediyelerden, özel sektörden büyük yardımlar mı almış? Hayır. Hangi zorluklarla o çarkın çevrildiğini, son üç yılda kaç kere İBB tarafından Yeşilköy'deki 22 yıllık yerlerinden atılmaya çalışıldıklarını dinlediğinizde tüyleriniz ürperir! Aslında sizi güldürebilirim de… Biliyor musunuz ki, parlamentodaki bilgisayarlarda Kas Hastalıkları Derneği'nin sitesi engelli! Gerekçe neymiş? "Pornografi!" Merak ettim, kas hastalıkları fotoğraflarında mı bulmuşlar o pornografiyi?
Kültür Servisi - M. Şehmus Güzel in "İnsan Yılmaz Güney" kitabı Kaynak Yayınları tarafından yayımlandı. Adanandan Fransa'ya, çocukluğundan ölümüne sinemacı, öykücü, romancı, eylem adamı Yılmaz Güney'i anlatan kitapta, Güney'in devrimci yönü, 68 kuşağı devrimci hareketinde Deniz Gezmiş, Yusuf Küpeli, Ulaş Bardakçı ve diğerleri ile olan ilişkileri, hayatına girmiş kadınlar da yer alıyor. M. Şehmus Güzel, Güney'i anlatırken kitapta şu ifadelere yer veriyor: "Hurda bisikleti ve paslı film kutuları ile her gece yazlık sinemalara gelen esmer, ince, uzun ve çok güzel gülen genç bir adam... Sinemaya gidecek parası olmayan yoksul mahalle çocukları, kendilerine arka kapıyı açan o genç adamı her gece sabırla beklerdi. Derin ve etkileyici gözlemleriyle izlediği her filmden geleceğe dair ders çıkaran bir insan, günün birinde elbette çok büyük bir sinemacı olacaktı"

Görünen köyün kılavuz istemediği bir kez daha kanıtlandı. Hiç istemediğimiz halde bir gerçeği, yazık ki yinelemek zorunda kalıyoruz. RTE’nin, tek başına iktidarı ele geçirdikten sonra yaşamı boyunca dinci amaçlarına engel gördüğü, konuşmalarında, açıklamalarında üstünü örtmesine karşın, olumsuz duygular beslediği TSK komuta heyetini tasfiyeyi, yerlerine kendi anlayışlarına yatkın, laiklik karşıtı uygulamalarına karşı çıkmayacak komuta heyeti getirmeyi planladığını 2003’lerden bu yana Güncel’de birçok kez yazdık.