
Doğu Perinçek, 23 Temmuz günlü Aydınlıktaki ROTA'da sıcak selamlarıyla yine çetin bir görev yüklemişti. Bir süre sonra da, Deniz Gezmişle birlikte DÖB'ü (Devrimci Öğrenci Birliği) kuran 1968 öğrenci liderlerinden, şimdiki Muğla Barosu Başkanı Mustafa İlker Gürkan'dan bir mektup aldım. Gürkan'ın mektubuyla Elsasser'in kitabıyla ilgili bu görevi sırtlanmış oldu. Paytaşıyorum; "Seyyit Mezir"
Sevgili Seyyit, Doğu [Perinçek], "Elsasser'in akın cümlesi" demiş. Kitapta öyle çok altın cümle var ki diğerlerine haksızlık edilmiş gjbi geldi... Doğrusu bir kitap ancak bu kadar yerinde, zamanında ve hakkeder biçimde tavsiye edilmiş olabilir. Kitap öyle etkili ki, ince eleyip sık dokuyarak ikinci kez eleştirel bir okumayı zorunlu kılıyor... Türkçe baskıya önsözde, "Amerikan emperyalizmi ve onun zincire vurulmuş köpekleri Siyonizm ve Vahabilik; ve finans kapital temelinde Avrupa Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'ne dönüşen Avrupa Birliği" deniyor (s. 11). Kitap baştan sona finans kapital temelinde AB'nİn ABD'ye bağımlılığına dikkat çekiyor. Özellikle sıkıntılı zamanlarda emperyalist merkezler arasındaki çelişkiye olduğundan fazla rol yükleyen "sol" anlayışa karşı bir "aşı" gibi... Şu betimleme de çok ilginç: "Avrupa Birliği' küreselleşmenin röle istasyonu'gibi çalışmaktadır." (s. 28) Şu cümlede, çok beğendiğim bir benzetmeyi öncelikle anmalıyım: "Ailenin, ulusun ve dinin, ruhtan ve güçten yoksun halklar lapası içinde çözülmesine izin vermeyelim."(s. 12) Bizden ve herkesten yapılmak istenen tamı tamına bu: "Halklar lapası.." Yine aynı yerde: "Mücadele yurtseverlerden ve emperyalistlerden oluşan iki cephe arasındadır." ve "Yurtsever, demokrasiyi akla uygun tek bir alanda, ulusal devlet sınırlan içinde savunur " deniyor ki, politik eğitim salonlarına kabartma harflerle yazıp asılacak cümleler. Troçki'nin bir cümlesi aklıma geldi: "Parti bürolarına yurt, bölge ve dünya haritaları asmak gerekir." İttifaklar- beraberlikler konusunda bir benzerliği de vurgulamalı: Mücadelenin güncelliği içinde çok farklı birliktelikler oluşur ve dağılır. Bu biliniyor da, Ülkücülerle ya da Müslümanlarla gerçekleştirilen beraberliklere tarihten bir yanıt veriyor Elsasser: "Solcular ve direnişçiler beraber direniş mücadelesi vermeselerdi Naziler nasıl durdurulur ve Avnıpa özgürlüğüne nasıl kavuştunılabilirdi?" (s. 16) (Seyyit Nezir) Solculuk nedir? Azınlık haklan mı? "Ötekileri" savunmak mı? Sınıf dışı unsurların /sistem mağdurlarının savunulması mı? Ya da John Holk>way misali, "iktidar olmadan dünyayı değiştirmek" iddiası mı? Yanıt açık: "Sol, işçi sınıfı davası için sefalet ve yoksulluğa, baskı ve sömürüye karşı mücadele etmektir " (s. 17) Kitapta bir temel yanlış ise şu cümleyle tekrarlanıyor " En azmdan prensip olarak... Küreselleşme iyi bir şeydi: Yani ticaretin serbest yapıldığı..." (s. 22) "Aldı başında hiçbir insan, küreselleşmenin unsurları olan ama yanlışlıkla küreselleşmeyle bir tutulan, dünya ticaretinin gelişmesine, insanların daha özgürce seyahat etmesine karşı çıkmaz" (s. 31) Mazlum uluslar için "serbest ticaret", kapitalist-emperyalist zamanların en kötü en tehlikeli ilişki biçimlerinden biridir. Ticaret serbestisinin övgüye değer görülmesi, yazarın emperyalist bir ülkenin solcusu olmasından kaynaklanan dar görüşlülüğün ürünü kanımca (Yıldırım Koç'un kulakları çullasın). Kitapta ilk ara başlık, "Her şey nasıl başladı?"^ Biz, sömürge oluş süreciyle gelen her şeyin 1838 Serbest Ticaret Anlaşmasıyla başladığını öğrenmiştik. Evrensel "tam bir kazan kazan" dönemi olabilir mi? Bulanık bir anlatıma işaret etmek zorundayım: "50'1i 60'lı yıllar tam bir kazankazan durumunu işaret ediyordu... Eisenhower ve Keonedy, Kruşçev ve Mao, Adanauer ve UIbricht in çağı olan altın çağlardı." Mao ve UIbricht'in çağı aynı zamanda diğerlerinin çağı nasıl oluyor? 1960 ortak bildirisinde 4 temel çelişkiden biri kapitalist sistemle sosyalist sistem arasındaki çelişki olarak tespit edilmişken, aynı dönemi "tam bir kazan-kazan" diye nitelemek doğru mu? Devletlerin çökmesiyle Emperyalist müdahele arasındaki ilişki için; "Müdahalenin nedeni devletlerin çökmesi değil; çöküş Batmın müdahalelerinin bir sonucudur" (s. 25) tespiti yapılmış. Ki tersinin büyük bir emperyalist yalan olarak nasıl yaygınlaştırıldığını biliyoruz. Emperyalist müdahale, zor / güç kullanımında meşruluğu, ulus-devletlerin başındaki "işbirlikçi despotların" tamı tamına "kleptiranik" niteliğinden sağlıyor. Yöneticiler hem tiranlar hem de hırsız... Halkın bunlara tepkisi daha kötüsünün gelmesi için kullanılıyor... Bu işin içinden nasıl çıkılarak? Hallnn aydınlatılıp yıtTgt- sını belirlemesi, hem içerden hem dışarıdan ağır şiddetle engelleniyor... İkinci soru şu: îç dinamiklerin olumlu ya da olumsuz etkileri bakımından ölçümleme ve katkı nasıl değerlendirilecek ve de uygulanacak? Bence kitapta bir de altın soru var: "Demokratik ve sosyal cumhuriyeti savunmayı mı, yoksa postdemokratik ve neoliberal ultra emperyalizm içinde çözülmeyi mi seçeceğiz? Bu, 21. yy. başında yanıtlanması gereken soru olarak önümüzde durmaktadır."
FİNANSAL KİTLE İMHA SİLAHLARI
Kitap başka bir kavramla önümüze yeni ufuklar açıyor anlatım kolaylıkları bakımından: "Finansal kitle imha silahları"- Sonra politik hedefi de gösteriyor: "Finansal kitle imha silahlarının mucitleri Wall Street'te oturmaktadır Şimdi çok daha aşılmış olsa da 2008'de, yeryüzünde, bütün dünya ülkelerinin bir yıllık gayrısafi milli hasılaları toplamının 17 katı olan 863 trilyon dolar değerinde kâğıt vardı: Yani 17 kere karşılıksız... Köpüğe bakın! Ve ABD'nin 2009 borcu 51 trilyon dolar... İşte Doğu'nun [Perinçek] haklı ve yerinde vurguladığı "altm cümle"mn değeri burada ortaya çıkıyor Günümüz kapitalizmi, "artı değeri sömürerek değil, artı değer üretimini yıkıma uğratarak varlığım sürdürüyor." (s. 59) Böylece Küreselleşme denen süreçte kapitalizm, kapitalizmi inkâr eden bir aşamaya gelmiştir. Sermayenin verimliliğe göre hareket ettiği piyasa mekanizmasının yerini, ABD'nin silahla dayattığı dolar saltanatı; ekonomik zorun yerini, Ortaçağ'daki gibi, çıplak zor almıştır. Artık "herkes, her şey satılıktır" (s. 23). Ancak alım satım, 19. yüzyıl kapitalizminde olduğu gibi, eşdeğerlerin değişimi değildir. Siz ürününüzü veriyorsunuz, ABD size yeşil renkli ağıtlar veriyor. "Hayali sermaye diktası" ABD ve ingiltere'nin başım çektiği dolar saltanatı, silahlı gücüne dayanarak bütün dünyayı haraca kesiyor. Peki Ortaçağ kötü müdür? Doğu [Perinçek], bu doğru saptamasından, "Yeni Ortaçağ denen budur. Yeni Ortaçağ, Eski Kapitalizm değildir" savma geçiyor. Ortaçağ'ın ohımsuzianmasmz öneriyor. Ama bu, Avrupa için doğru; Doğu toplumları için, islam dünyası için aynı zaman dilimi muazzam bir ilerlemeye çakışıyor. Oryantalizmle bir hesabımız olmalı diye düşünüyorum.
ÜRETİM TEMELDİR, ÜRETİM GÜÇLERİ BAŞATTIR
Savaşın ekonomik zorunhığu başlığı altındaki bölümde şöyle bir cümle var. "Yaşanabilecek en kötü durum, petrol üreten ülkelerin artık dolar karşılığı satış yapmaktan vazgeçmesidir." (s. 50) Emperyalizm için en kötü durum!.. Okuyunca içim açıldı... Demek ki aslmda "maddi hayatın üretimi" insan toplumu için önemini, belirleyici yerini koruyor. Üretim olmasa "yeşil kâğıtların ne hükmü olacak? Yeşil kâğıt, egemenliğini, petrolün değişimi için temel araç olma özelliği ile koruyabiliyor. Yazar, böylece, "altm cümle"deki saptamasında gizli karşısavı da açığa çıkarıyor. Yani: Dolar kendi başına amaç gibi görünüyor ama üretim karşısında paranın temel işlevine halâ mahkûm... Yani şu: Artı değer üretimini yıkmaya çalışmakla, dolar kendi mezarım kazıyor.
EMPERYALİZM VE UZANTILARI
Elsasser'in "[Emperyalizm] Ekonomik ve askeri terörü beyin yıkama programıyla birlikte yürütmektedir." saptamasının ardı sıra yazdıkları birkaç kez okunmaya değer.. Ayrıca örnekleri zenginleştirmek ve geniş kitlelere anlatmak görevi de yüklüyor bize-. Solcuysak ne yapmalıyız? Emperyalizm içimizdeki uzantıları eliyle ne istiyor? "Postmodern solcular devlet, işçi sınıfı ve ulus karşıtı olarak" bizi de kendilerine benzetmek "istemektedir". Öyleyse ulusun, ulus devletin ve işçi sınıfının safmda yer tutacağız» Yazar, "68 Kuşağı, Emperyalizmi Sevmeyi Nasıl öğrendi?" başlıklı bölümde çarpıcı savlar getiriyor. Emperyalizm (ve küreselleşme) karşıtı mücadeledeki yanlış çizgilerin son derece yetkin, özlü eleştirisini de yapıyor. "Hippilikle "Yup- pisliğin aynı şeyler olduğu, tek bir sayfada ve hiçbir şeyi boşlukta bırakmadan anlatılmış. Bu bölümün sonunda "okul üniformaları" sorunuyla ilgili bilgi verilmiş. Ülkemizde güncel bir konu... Yararlanılmalı (s. 66- 67)... "Önsel devrim" meselesini de ele alan yazar, "Yasaklamak yasaktır" düsturunun son tahlilde vahşi kapitalizme nasıl hizmet ettiğini, her toplumun temel değerlerinden olan "merhamet ve şefkat'in" insanlardan nasıl çekilip alındığını gösteriyor... Foucault'nun görüşlerini eleştirdiği "azmlık yaması", Negri eleştirisinin yer aldığı "İmparatorluk: Evrensel Manifesto" bölümleri her "millici"nin okuması gereken bölümler... Kitabı çokça değerli kılan yönü ise, eleştirmekle yetinmeyip çözümü de önermesi. Yazara göre bu vahşetten kurtulmanın reçetesi, önce Demokratik ve sosyal bir ulu sal devleti gerçekleştirmektir. Fmans kapitalin belinin kırılması + Yerrikorumacılık + Avrasyacılık ve Emperyalizmin "küreselleşçiliğine" karşı, ulusların dayanışması bu ulusal devletlerin ivedi görevleri... Doğu Perinçek, makalesinin sonunda, "Bilimsel Sosyalizm ve Bilim" kitabındaki "Vatan Savunması ve Milli Demokratik Devrimler" (s.115 vd.), "Yeni Devrim ler Çağı" (s. 229-268) bölümlerine de bakmamızı öneriyor. Bence kitabında ki bu bölümler J. Elsasser'in eserinden önce okunmalıdır. Neden? Doğu'nun [Perinçek] kitabı, emperyalizm çağında vatan ve ulusun Manc'tan hareketle tanımlanması yönünde sistematik bir çerçeve oluşturuyor; böylece J. Elsasser'in kitabı, o sistematik içinde büyük zenginlik kazanacak ve o sistematiğe de büyük zenginlik katacaktır.
-------------------------------------------------------------
Ulusal Devletin Yıkımı ve Sol Tavır Kitabını %25 İNDİRİMLİ Satın Almak için Tıklayın;
-------------------------------------------------------------
Bilimsel Sosyalizm ve Bilim Kitabını %25 İNDİRİMLİ Satın Almak için Tıklayın;